PURUTHANA
Bayburt Purutu
Kafkasya, Doğu Anadolu ve Karadeniz’in kesiştiği bu topraklar; kimi zaman çatışmaların ortasında bir mevzi, kimi zaman uluslararası ticaret yolları üzerinde bir menzil görevi gördü. Zorlu coğrafyası, farklı kültürlerin binlerce yıllık birikimiyle birleşince Bayburt, Anadolu’nun kendine özgü kentlerinden biri hâline geldi.
Bu özgünlüğün en eski izlerinden biri ise toprakla kurulan bağda saklı.
Çamurdan çanak, çömlek yapma geleneğine dayanan purutçuluk, insanlık tarihinin en kadim zanaatlarından biri olarak Bayburt’ta yüzyıllar boyunca yaşamaya devam etti. Sivaslı bazı ustalara göre purutçuluğun piri Hz. Muhammed’dir. Rivayete göre çamura basan bir devenin ayak izi kuruyup ateşte pişirilmiş ve bu iz, ilk kaplardan birine dönüşmüştür. Bu anlatı, purutçuluğun yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir inanç ve ahlak zemini üzerinde yükseldiğini gösterir.
“Purut” kelimesi, sözlüklerde topraktan yapılmış çanak, çömlek anlamına gelir. “Puruthane” ise bu kapların üretildiği yer, yani çömlekçi atölyesidir. Erzurum, Bayburt, Gümüşhane ve Sivas yöresinde çömlekçilik mesleği purutçuluk olarak anılır; bu işi yapan ustaya ise purutçu denir. Hitit çivi yazılarında geçen puruttai kelimesinin “çamurla sıvamak, kil ile örtmek” anlamına gelmesi, bu zanaatin ne kadar eskiye dayandığını gösteren bir başka izdir.
Bayburt’ta purutçuluğun bilinen geçmişi en az 19. yüzyıla uzanır. Dönemin kayıtlarına göre Veysel Efendi Mahallesi’nde bir hane bu işle geçimini sağlardı ve purutçuluk, yıllık 300 kuruş kazanç getiren önemli bir zanaatti. Bugün o hanenin temsilcisi hâlâ aynı mahallede, aynı mesleği sürdürmektedir.
Puruthane’de bir zamanlar üretim çeşit çeşitmiş. Tuğla, kiremit, kireç, su ve baca purhenkleri, kanallar için toprak borular, çanaklar, güveçler, tencereler, zahire ve turşu küpleri, hatta çini… Bugün ise tüm bu üretimlerden geriye yalnızca biri kalmış: tandır.
Soğuk iklimde yalnızca yemek pişirmek için değil, ısınmak ve bir arada yaşamak için de kullanılmıştır. Geleneksel Erzurum ve Bayburt evlerinde tandırevi; mutfak, oturma alanı, dinlenme yeri ve hatta yatak odası işlevi görmüştür. Zamanla şehir yaşamında yerini fırınlara ve modern ısınma araçlarına bırakan tandır, kırsalda hâlâ yaşamaya devam etmektedir.
Geçmişte tandır yapımı bir meslek olarak ustalar tarafından icra edilirken, bugün çoğu yerde bu işi köylerde kadınlar geleneksel yöntemlerle sürdürmektedir. Bayburt’ta ise tandır üretimi hâlâ bir ustanın elindedir. Mahmut Recai Purutoğlu, yaklaşık yarım asırdır bu mesleği sürdürmekte; Bayburt’tan Türkiye’nin dört bir yanına ve yurtdışına tandır üretmektedir. 2020 yılında “Yılın Ahîsi” seçilmesi, bu emeğin ve ahlakın bir takdiri niteliğindedir. Tandırın, purutun ve purutçuluğun hikâyesi; yalnızca bir ustanın değil, bir kentin hafızasıdır.
Ve o hafıza, hâlâ toprağa dokunarak yaşamaya devam etmektedir.










